Adalar’da Mikro Depremler, Büyük Deprem Yüzü Gözden Geçirildi
Marmara’da peş peşe sıyrılan küçük depremler İstanbul’da endişeye yol açtı. Saatler içinde sarsıntılar yükseldi, vatandaşlar gökyüzüne şikayetçi, sokağa çıkıladı. 12:45’te okyanus kenarındaki bir teknenin altı titredi, 2:15’te ise bir evin çatıları gıcırdadı. Bu depremler, sismik hareketliliğin artmasına işaret ediyor gibi görünse de, uzmanlar uyarıyor ki, tek başına büyük bir deprem beklemesi anlamına gelmez.
Prof. Dr. Osman Bektaş, Ankara’dan gelen telefonla acılara katıldı. Onun sözleri “Büyük İstanbul depremi yaklaşıyor mu?” sorusunu gündeme getirdi. Bektaş, 1999 Marmara Depremi’ni hatırlatarak, “Bu sarsıntılar bir an önce büyük bir sarsıntının habercisi değil” dedi. Olayın ardından sosyal medya platformlarında pek çok yorumla karşılaştı, “Büyükada’da bir deprem mi bekleniyor?” sorusu akıllı. Bektaş’ın açıklaması, halkı rahatlatmaya yönelik olsa da, “güçlü bir gerilim birikti” derken de bir anı hatırlatması yaptı.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise YouTube kanalında canlı yayın yaparak, “Büyükada çevresinde kaydedilen mikro depremler tek başına büyük bir deprem beklentisinin işareti olarak değerlendirilmemeli” diyerek açıklama yaptı. Üşümezsoy, “Ana fay hattında olağandışı bir hareketlilik yok” diyor, “Adalar fayı uzun süredir aktif olmayan, yaşlı bir yapı” olarak tanımlıyor. O, “Büyükada’nın güneyinde geçen hareketler, ana fay sistemini kesen küçük fay segmentleri üzerinde gerçekleşiyor” diyerek, büyük ölçekli bir gerilim birikmediğini vurguluyor.
Küçük faylar arasında geçen bu hareketlerin, “bölgedeki daha önce biriken stresin küçük çaplı boşalması” şeklinde değerlendirildiğini belirtti. Üşümezsoy, “Son sarsıntıların kaynağı doğrudan Adalar fayı değil, daha küçük fay segmentleri” olduğunu söyleyerek, “Bu durum, yıkıcı büyüklükte bir deprem oluşturabilecek seviyede gerilim biriktirmedi” diye devam etti. O, “Büyükada çevresindeki fay yapısına ilişkin konuşurken, Adalar fayının uzun süredir aktif olmayan bir yapı olduğunu vurguluyor” diyerek, “Büyükada’da yıkıcı bir deprem beklenmediğini belirtiyor” dedi.
Bu açıklamalar, Marmara’da gelişen sismik aktivitenin göz önüne alınması gerektiğini gösteriyor. 1999 Marmara Depremi’nin ardından oluşan beklentiler, yine de, uzmanların görüşleriyle netleştiriliyor. Bektaş ve Üşümezsoy, “Küçük sarsıntılar tek başına orta veya büyük bir depremin yakın olduğuna dair güvenilir bir gösterge niteliği taşımıyor” diyerek, halkı sakinleştiriyor. “Son sarsıntıların bölgenin daha önce ortaya konulan fay haritalarıyla örtüştüğünü belirtiyor” diyerek, “Bu yorumların bilimsel açıdan doğru olmadığını” vurguluyor.
İnternette dolaşan sarsıntı korkusu, belki daha çok bir “sismik haber” diyarında var. Yaşanan bu küçük depremler, “Büyük İstanbul depremi” beklentisini artırıyor ama uzmanlar açıkça belirtiyor ki, “Büyükada’da yıkıcı bir deprem beklenmiyor”. Peki, bu sarsıntıların ardındaki gerçek gerilim ne kadar büyük?
Kaynak: Orijinal Haber

